Mesai Saatleri : Pazar hariç, 09:30 - 19:30 arasıdır
  İletişim : 0 242 318 00 81 - 0 542 284 36 22

All posts by Nur KURTULUŞ KAHYALAR

YEMEK YEME

cocuk-cmr5z1bv

Çocukluk döneminde elde edilen temel alışkanlıklardan biri de yemek yemedir. Ne yazık ki bu temel alışkanlık, bazı hatalı tutum ve kaygılı yaklaşım nedeniyle çocukta bir inatlaşma ile başlayan yemek yememe problemine dönüşebilmektedir. Özellikle anneler çocuklarının aç kalma kaygısı ve endişesi ile baskıcı ve zorlayıcı davranışları nedeniyle durumun krize dönüşmesine sebep olabilmektedir. Bir süre için geçici olabilecek yemek yeme sorunu kalıcı bir probleme dönüştüğünde hem çocuk açısından hem de aile açısından kendini tekrarlayan çaresizlik hali yaşanabilmektedir.

öncelikle çocuğun yemek yemeye karşı direncinin dikkate alınmamasında fayda vardır. Bu geçici bir durumdur. Ancak annenin olmazsa olmaz, mutlaka yemek yenmeli tavrı direncin artmasına neden olur. Yemek yeme düzeni oluşturulmalı, günde üç öğün esas alınmalı, ara öğünlerden kaçınılmalıdır. Özellikle arada yenen abur cubur çocuğun iştahını kesmekle kalmaz, tat olarak daha cazip olduğu için ısrara neden olur. Kimi zaman da tek çeşit yemek yeme alışkanlığı örneğin sadece börek, köfte, makarna, pilav vb. yiyeceklerin çocuk tarafından talep edilmesi, ailenin de aman yeter ki yesin yaklaşımı durumun pekişmesine sebeplerdir.

facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail
Read More

ÇOCUKTA AHLAK GELİŞİMİ

13620784_1779329342290284_3627634368239230316_nAhlak, bireyin doğuştan getirdiği toplumda var olan iyi-kötü ya da doğru-yanlış kavramlarının inanç, huy, tutum, alışkanlık, âdet, gelenek, görenek gibi manevi değerleri oluşturan değerlerin tümüdür. Ahlak gelişiminin birincil hedefi, bireyin evrensel ilkeler, doğru-yanlış, hak ve adalet kavramları doğrultusunda kendi doğrularını ve ilkelerini geliştirmesidir. Çevreden gelen tepkilerle belirlenen davranışlara ilişkin izlenim ve bilgiler ahlaki davranışlara ve ahlak kurallarına temel olur.

Çocukların ahlak gelişiminde dikkat edilecek en önemli nokta; küçük yaştan başlayarak ahlak kurallarına inanmalarını, bunlara karşı olumlu bir tavır geliştirmelerini ve bunları uygulama alışkanlığını kazanmalarını sağlamaktır. Her toplumun kendine özgü ahlak kuralları vardır. Her birey, küçük yaştan başlayarak içinde büyüdüğü toplumun ahlak kurallarına göre iyi ve doğru sayılan davranışları yapmayı öğrenir.
Çocuk ahlak kurallarını, öncelikle anne, baba ve yakın çevresiyle olan ilişkilerinden öğrenir. Çocuğa iyi davranışın neden iyi, kötü davranışın da neden kötü olduğu açıklanmalıdır. Çocuk büyüdükçe diğer bireylerin duygularını ve toplum kurallarını anlama yeteneğini geliştirir.

Toplum farkı olmadan, tüm dünyanın kabul ettiği ortak ahlak kuralları, evrensel değerlerdir. Yani din, ırk, ülke farkı tanımazlar. Sevgi, yardımlaşma, doğruluk, dürüstlük, insan severlik, acıma gibi duygular ve davranışlar her toplumda geçerli olan evrensel değerlerdir.

Her bireyin, kendi toplumunun kurallarına ve evrensel değerlere uygun yetiştirilmesi gerekir. Ahlak gelişiminin en üst düzeyi ise kendi toplum kurallarına ve evrensel değerlere uygun, bağımsız olarak doğru karar verme ve buna uygun davranış sergileme yeteneğidir.

Kaynak: MEB, Çocuk Gelişimi ve Eğitimi, Ahlak Gelişimi, 2013

facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail
Read More

Çocuklara Hayır Diyebilmek

1Çocuklar, doğdukları andan itibaren çevresi ile düzenli ve aktif etkileşim içinde olan varlıklardır. Bu etkileşimin başlangıcı aile ile başlar ve şekillenir. Çocuklar büyüdükçe kurulan iletişim ve ilişkinin de yönü ve kuralları değişir.

Çocuklar muhtaç varlıklardır, kılavuzluk edilmesine ihtiyaç duyarlar, öğrenme becerisi ile doğarlar bununla beraber bu beceriyi geliştirmeleri ve davranışlarında ortaya koymaları zaman alır, dürtüseldirler, sağ beyinde yaşarlar. İletişimde kısa, net, tutarlı bilgileri anlayabilir ve uygulayabilirler.
Aslında söz dinlememek “büyümenin bir parçasıdır”. Çocuklara yaşına, ihtiyacına, gelişim özelliğine göre “hayır” diyebilmek önemlidir. 2 yaşındaki bir çocukla, 4 yaşındaki veya 7 yaşındaki bir çocukla bir ergenin ihtiyaçları farklıdır. Hayır demek sınır ve disiplin ifadesidir ve çocuk için evet’in nerede başladığını, hayır’ın nerede bittiğini belirlemek için gereklidir. “Bu yemeği yere düşersem ne olur?”, “Yemeğe çağırdığında gitmesem annem ne tepki verir?” türünde sınamalarla ne kadar esnetebileceklerini test ederler.
Peki çocuğun söz dinlememesine veya hayır sözcüğünü yok saymasına sebep nelerdir?
Öncelikle anne baba tutumlarında, dengesiz ve kararsız tutum ile çocuk odaklı tutum bunu tetikleyen yaklaşımlardır. Ailede tek çocuk olmak, boşanmış aile olması, ebeveynlerden birinin kaybı, çalışan anne olmak gibi nedenler sıralanabilir.
Çocuk için hayır kelimesinin bir anlamı olması için sınırlar ve disiplinin yeri önemlidir. Sınırlar çocuğun özgürlük şartlarını belirlerken, disiplin öz kontrol kazandırmayı amaçlar. Davranışların sonuçlarını çocuğa yaşatmak gereklidir. Çocukta iç sınırların gelişmesi anne babanın dış sınırlar koyması ile gelişir. Çatışma ve güç savaşına girmeden, sözlerinizi davranışlarınızla desteklediğinizde çocuklar mesajları net alır.
Çocuklar kendisinden “ne beklendiğini”, “nasıl davranması gerektiği konusunda yönlendirmeyi” bilmek ister. Kontrolün kimde olduğunu, nereye kadar gidebileceklerini, daha ileri giderlerse nelerin olabileceğini bilmek isterler. Bu sebeple yetişkinlerin kılavuzluğuna ihtiyaç duyarlar.
Disiplin İçin Öneriler;
1. Sınırlar basit, anlaşılır ve tutarlı olmalı.
2. Disiplin öz kontrol kazandırmalı.
3. Her çocuğun farklı olduğu unutulmadan, sınırın çocuğun öğrenmesine yardımcı olup olmadığı iyi düşünülmeli.
4. Konulan sınırların arkasında kararlılıkla durulmalı.
5. Çocukla tartışmamalı ve inatlaşmamalı.
6. Çocuğun davranışında ne kadar “istek” ne kadar ”ihtiyaç” yer almakta, anlaşılmalı.

Çocuğun itirazları, öfke nöbetleri, ısrarları veya sızlanma, şikayet etme gibi şaşırtma taktiklerini yönlendirebilmek için, uygun davranışlar geliştirmesine fırsat verilemesi önemlidir. Öfke nöbetleri genellikle engellenme halinde ortaya çıkar. Çocuğun öfke nöbetleri normaldir. Çünkü nasıl bir davranış ortaya koyması gerektiği hakkında bilgi edineceği örneklerdir. Anne babanın yapması gereken; sakin, anlayışlı ve yönlendirici olmasıdır.
Çocukların en temel ihtiyacı, sevilmek, önemsenmek, kabul görmek ve anlaşılmaktır. Çocuklar sınırlarla büyür ve gelişir. Bu gelişim her çocuğun kendi yaş gelişimine paralel disiplinin uygulanmasını gerektirir.

Pedagog Ş. Nur Kurtuluş Kahyalar

facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail
Read More

Boşanma ve Çocuk Üzerindeki Etkisi

Hispanic girl with hostile parents

Boşanma, birlikte yaşama koşulları ve imkanını yitirmiş ailelerin tercih ettikleri bir durumdur. Boşanma ile beraber rahat hissedilen ve öngörülebilir olan ne varsa son bulur. Eşler açısından bakıldığında iki yetişkin olarak bir arada yaşamayı becerememedir. Boşanma çocuk için ise,  bildiği her şeyin değişmesi demektir. Çocuk için doğal olanı anne baba ile büyümek, bireysel ve sosyal gelişim sürecini destekleyecek sağlıklı ortamlar sunan yetişkinlerle bir arada olmaktır. Ne yazık ki bazen işler tahmin edildiği gibi yürümez. Boşanma kaçınılmazdır ve eşler kadar bu durumdan en etkilenenlerden biri de çocuktur.

Boşanmaya karar veren çiftlerin düştüğü en büyük yanılgılardan biri durumu çocuktan gizlemeye çalışmaktır. Çocuklar duygu okuyucularıdır. Yapılan araştırmalar yüz okuma becerisinin çocuklarda yetişkinlerin iki katı olduğunu ispatlar yöndedir. Bu nedenle ters bakışların anlamını, kapalı kapılar ardında yapılan kavga ve tartışmaları, ilgisiz tavırları bilirler. Ev atmosferinin gerilimle yüklü olduğunu fark ederler.  Çocuklar evde esen duyguların en gözlemci takipçileridir.

Peki boşanma kaçınılmaz ise çocuğa nasıl anlatılmalı, bu yaşanan durumun üstesinden gelmek için nelere dikkat edilmeli veya en az olumsuzlukla atlatılması için neler, ne şekilde konuşulmalıdır?

Boşanma kararını çocuğa bildirmek en zorlu görevlerdendir. İlk başta duyduğunuz sıkıntı, içinizdeki boğucu his konuşmayı yaptıktan sonra yerini rahatlama duygusuna bırakacaktır. Çocuğunuza durumu anlatırken, anlatma şekliniz, sözleriniz, ses tonunuz, vurgularınız, konuşmanın zamanlaması daha sonra olacaklar için bir hazırlık sağlayacaktır. Çocuğun aldığı bilgiyi sindirebilmesi için zamana ihtiyacı vardır.

Boşanma Haberini Verirken Nelere Dikkat Etmek Gerekir?

  • Emin olana kadar bekleyin. Boşanmaya kesin karar verdiğiniz anda çocuğunuza söyleyin. Karar vermediğiniz halde bir fikir yoklaması için çocuğun olaya tepkisini ölçmek amacıyla soru sormayın. Bu çocuğunuzun aklını ve duygularını karıştırır ve kaygı duymasına neden olur. Çocuklar “belki” “olabilir” gibi açıklamaları anlamakta zorlanır.
  • Boşanma haberini anne-baba olarak birlikte verin. Anne baba bu hayat değişimini birlikte çocuğa açıklamalıdır. Anlaşılır, net, yaşına uygun açıklamalar çocukların ilk şoku atlatmasında yararlı olur. Eğer taraflardan biri bu açıklamayı yapmada çekinceli ise veya kızgın ve boşanmaya isteksiz ise, kararlı olan ebeveyn çocuğa durumu anlatmalıdır. Belirsizlik çocuk için iyi değildir. Kararı açıklayan ebeveyn zor bir görevi üstlenir. Bu sebeple diğer ebeveynin çocukla karşılaştığında söyleyenin bilgilerini destekleyen tutarlı bilgiler vermesi önemlidir. Ne yazık ki, boşanma sırasındaki eşler arasındaki kızgınlık, öfke duyguları çocukların duygularının ve ihtiyaçlarının önüne geçebilmektedir. Bu konuda dikkatli olunması gereklidir.
  • Uygun zamanı seçin. Haberin kendisi, konuşma zamanı ve yerinden daha büyük etki yaratacaktır, yine de uykudan önce, okula giderken, basket veya jimnastik kursundan önce vb durumlarda açıklama zamanı için doğru zamanlamalar değildir. Uygun olan zaman, hafta sonu veya okulun tatil olduğu bir gündür. Konu açılmadan önce eğlenceli bir gün planlanmasında fayda vardır.
  • Açıklamayı yapın. Bütün çocuklar ben merkezcidir. Açıklamayı yaptığınızda çocuğunuzun aklına gelecek ilk soru ”şimdi ben ne olacağım, bana kim bakacak? Ben iyi olacak mıyım? ” sorusudur. Bu nedenle açıklamalarınız güven telkini içermelidir.
  • Sorularına yaşına uygun, kısa, anlamlı ve tutarlı cevaplar verin. Anlatımda sade olun ve neler olduğunu olumsuz cümle ve kelimeler kullanmadan ifade edin. “Baban ile artık birbirimizi sevmiyoruz, anne şöyle, baban böyle” …ifadeleri çocuğun kırgınlığını ve kızgınlığını artırır. Onun yerine yetişkinlerin duygularının farklılaşabileceğini dile getirebilir, basit anlatımla anlamasına yardımcı olabilirsiniz.
  • Fazla ayrıntılı konuşmaktan ve açıklamayı uzatmaktan kaçının. Çocuğunuz açıklamalarınızın sağlamlığını ve kararlılığını sonra değerlendirmek isteyecektir. Ona, yanında olduğunuz, ona bakacağınız ve güvende olduğu mesajını verin.

Aile birliğinin bozulması hem anne hem baba hem de çocuk için başlangıçta ciddi bir kaygı ve stres kaynağıdır. Yeni bir hayat planı belirlenmiştir ve özellikle çocuk bu durumu anlamaya çalışmada zorlanacaktır. Bu konuda anne babanın kendi psikolojik durumunun ve değişimlerinin farkında olması ve kontrol edebilir olması şarttır. Gerektiğinde bir psikolojik destek almak yerinde ve doğru atılmış bir adım olacaktır. Sizin duygu durumunuzun sağlıklı olması çocuğunuzun duygu durumunun sağlıklı olması demektir.

Boşanma sonrası çocuğun bu durumla başa çıkabilmesi, ilerleyen süreçte anne baba iletişim ve ilişki biçimi, anne ve babaların dikkat etmesi gereken konulardır.

Pedagog Ş. Nur Kurtuluş Kahyalar

Kaynakça:

Yavuzer, Haluk.  Anne Baba Çocuk Kitabı.

Braun, Betsy. Neyi Nasıl Söylemeli Kitabı.

facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail
Read More

Oyun ve Çocuğun Gelişimindeki Yeri

Oyun çocuğun kendi dünyasını yaşadığı, zihinsel, fiziksel ve ruhsal gelişimini destekleyen kurguları sahnelediği, kendi terapisini gerçekleştirdiği deneyimlerdir. Oyun çocuğun ihtiyacıdır. Ünlü çocuk psikoloğu Piaget’e göre oyun, çocukların içinde yaşadıkları dünyayı adım adım deneyim ve etkileşimle öğrendikleri yaşamlardır.  “Çocuk oyun yoluyla birikmiş enerjisini toplumsal açıdan kabul edilen bir yolla boşaltma olanağı bulmaktadır. (H.Yavuzer, Anne-Baba ve Çocuk, sf.177).”

Oyun dendiğinde çocuk için “zevk” akla gelir. Çocuklar zevk odaklıdır. Çocuk için oyun,  zevk için, zevk almak için yerine getirilen etkinliklerin tamamıdır. Bu bir müzikle dans olabilir, bu bir drama içinde rol almak olabilir, bu bir arkadaşıyla aynı anda fakat farklı oyunlarla oynamak olabilir veya bu bir evcilik sahnesi olabilir…Oyunun temel işlevi çocuğun gerçek dünyadaki rollerini, toplumsal yerini belirlemek üzere bir oyun içinde provalandırmasıdır. Oyun bir çocuğun “hayat provasıdır”. Bu provalar,  gerçekleşen ve gerçekleşmesini arzuladığı tüm duygu ve düşüncelerinin deneyimini ortaya koyduğu performanslardır. Yaklaşık 11-12 yaşlarına kadar devam eder. Çocuklar soyut düzeye geçiş dönemine kadar oyun oynar.

Çocuk oyun yoluyla dünyayı tanır, toplumun kültürel değerlerini yansıttığı oyunlar sayesinde sosyalleşir. Çocuğun karmaşık dünyayı algılaması oyun yoluyladır. Dünyayı kendisi için anlaşılır kılmanın yegane yolu oyundur. Bu nedenle oyun oynarken çocuklara müdahele edilmemesi yerinde bir davranış olur. Kimi zaman çocukların oyununa eşlik eden anne babalar veya diğer yetişkinler, farkında olmadan çocuklarını oyun içinde yönlendirmeye çalışır. Oysa oyun kurucu çocuktur. Çocuk oyunda kendisinin istediği şekilde oynanmasını ister. Bu nedenle çocuğun bir yetişkini oyuna daveti aslında son derece özeldir. Oyuna davet edilen yetişkin çocuğun güven ve takdirini almış kişilerdir. Çocuklarıyla oyun oynayan anne baba veya yetişkinlerin bu noktaya dikkat etmesi yerinde olur.

“Çocuk oynarken tecrübe kazanır. Oyun, onun hayatının önemli bir parçasıdır. Nasıl yetişkinlerin kişilikleri hayatta edindikleri tecrübelerle gelişiyorsa, çocukların kişilikleri de kendilerinin ve başkalarının bulundukları oyunlarla gelişir. Kendilerini zenginleştirerek çocuklar, yavaş yavaş dışarıdaki gerçek dünyayı görebilme kapasitesini geliştirirler. Oyun, canlılık demek olan sürekli yaratıcılığın bir kanıtı olur (H. Yavuzer, Anne-Baba ve Çocuk, sf.178).”

Araştırmalar sağlıklı bir çocukluk dönemi için oyun oynamanın yararlarını ortaya koymuştur. Oyunun faydalarına baktığımızda;

  • Oyun çocuğa kendini tanıma fırsatı verir.
  • Motor becerilerini geliştirme imkanı bulur (top yakalama, tırmanma, atlama ve zıplama vb…).
  • Oyun yoluyla çocuk en derin duygu ve düşüncelerini ifade olanağı elde eder.
  • Empati kurma, değerlendirme, duygularını doğru ifade etme gibi temel sosyal davranış becerilerini hayata geçirmek üzere sürekli geliştirir.
  • Akranlarıyla ve/veya kendisinden küçük veya büyüklerle iyi geçinme, ilişki kurma ve geliştirme becerileri kazanır.
  • Konsantrasyon becerisi gelişir. Çünkü çocuk oyun esnasında tam odaklanır.
  • Farklı rollerin provaları ile toplumsal rolleri benimser.
  • Saldırganlık, hırçınlık vb. olumsuz duyguların törpülendiği alanlardır.
  • Çeşitli biçim ve boyutlardaki oyun malzemeleri ile oynayarak renk, boyut ve objelerin anlamını kavrar.

Oyun çocuğun yaratma ortamıdır. Oyun çocuk için bir terapidir. Bu sebeple çocuklara oyun imkanı mutlaka sunulmalı, engellenmemeli ve çocukların oyunları ailelerce desteklenmelidir.

 

Pedagog Ş. Nur Kurtuluş Kahyalar

 

 

facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail
Read More

Yaratıcı Drama ve Çocuk Psikodraması

 

 

yaratıcı-drama1Yaratıcı Drama, çocuğun veya gencin bilinçli ve sistemli olarak sahip olduğu potansiyele göre kendini ifade etmesinde desteklenerek, yaşadıklarının farkında olmasını sağlayan ve hayal gücünü geliştiren bir yöntemdir. Yeni bakış açıları edinmek, yeni düşünce ve davranışlar geliştirerek yeni çözüm yolları üretebilmek esastır.
Yaratıcı Drama, aktif katılımlı bir eğitim yöntemidir ve yaparak, yaşayarak öğrenme ilkesine dayanır.
Çocuk ve genç Psikodraması ile de, drama yoluyla kendini ifade etme becerisini kazanma, kendine güven duyma ve sosyal güven geliştirme, ilişkilerde sağlıklı davranışlar geliştirme hedeflenir. Yaratıcılığı ve rol repertuarını zenginleştirir. Güçlüklerle başedebilmeyi öğrenme, korku ve kaygılarla başedebilmeyi öğrenme sağlanır. Konsantrasyonda artış ve çevresine karşı duyarlılık geliştirme becerileri desteklenir.
Çocuk ve Genç Psikodraması, aktif katılımlı bir eğitim yöntemidir ve yaparak, yaşayarak öğrenme ilkesine dayanır.

Ortak amaç, yapıcı eleştirel düşünmeyi öğrenme, olayları değerlendirmede sağlıklılık, grupla karar verme ve yeni çözümler üretme yeteneği kazandırmaktır. Buna bağlı olarak sosyal-duygusal gelişim, iyi geçinme ve birlikte çalışma, iletişim, karar verme, problem çözme, dil gelişimi, dinleme, empati becerilerinde artış sağlamak hedeflenir.
YANKI çocuk ve genç yaratıcı drama ve psikodrama eğitimleri, 4 yaştan itibaren başlamaktadır.
Eğitimlerde yaş gruplarımız; 4-6, 7-9, 10-12, 13-15 ve 15-17 yaş’tır.
Çalışmalar Cumartesi günleri gerçekleşmektedir.
Katılım ücreti kişi başı 40 TL’dir.
Ders Saatleri : Her yaş grubu için Yankı Çocuk ve Genç Psikolojik Danışmanlık Merkezi’ni aramanız ve sormanız uygundur.

facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail
Read More

Evde oyun tavsiyeleri

3Kış ayları çocukların evde daha çok vakit geçirdiği, sokakla ve parkla pek temas kuramadıkları aylardır. Tüm gününü evde geçiren çocuklara çeşitli oyun alternatifleri sunulmazsa çocuklar televizyon ve bilgisayar karşısına geçmekte ve tüm vaktini burada geçirme eğiliminde olmaktadır. Anne-babalara düşen görev bu aylarda çocuklara etkileşimin ve öğrenmenin olduğu yeni oyunlar öğretmektir. Pedagoji Derneği olarak, evde çocuklarla oynanacak basit oyunları araştırdık. Tavsiye Ev Oyunları çalışmamızın ilkini 2012 yılında yayınladık. İşte ev oyunlarımızın ikinci serisi.

1) HAYDİ! BENİM GİBİ YÜRÜ

Hangi Yaş Grubu için Uygundur: 4 yaş ve üzeri

Kaç Kişi ile Oynanır: 2 kişi ve üzeri

Oynamak için Neler Gerekir: Materyal gerekmez

Nasıl Oynanır: Her bir çocuktan bir taklit yürüyüşü yapması istenir. Yürüyüşü yapan çocuk bu yürüyüşü başarılı bir şekilde yaparsa diğer arkadaşlarına alkışlatılır. Çocuklardan aşağıdaki yürüyüşleri taklit etmesini istenebilir. Yeni taklitler eklenebilir.

  • İhtiyar adam yürüyüşü:Sırt kamburlaştırılır, baş öne bükülür, elde baston varmış gibi yavaş yavaş yürünür.
  • Dalgın adam yürüyüşü:Öne çapraz adım atılarak dengesiz yürünür.
  • Cüce yürüyüşü:Dizler tam bükülür, baş omuzlar arasına gömülür, kollar aşağıya sarkıtılır. Böylece yürünür.
  • Robot yürüyüşü:Vücut gergin, dizler ve kollar bükülmeden yürünür kollar öne ve geriye sopa gibi sallanır.
  • Dev yürüyüşü:Kollar yukarı kaldırılır. Ayakuçları üzerinde yükselerek yürünür.

Çocuğa Neler Kazandırır:Gözlem ve bedeni daha iyi kullanma becerilerini geliştiren bir oyundur.

2) SICAK-SOĞUK

Hangi Yaş Grubu için Uygundur: 4 yaş ve üzeri

Kaç Kişi ile Oynanır: 2 kişi ve üzeri

Oynamak için Neler Gerekir: Saklanabilecek ölçüde küçük bir nesne.

Nasıl Oynanır: Oyuncular arasından bir ebe seçilir. Saklamak için bir nesne seçilir. Ebe oyun alanının dışına çıkartılıp geride kalanlarla birlikte bu nesne saklanır. Ebenin görevi bu nesneyi bulmaktır. Ebeyi, diğer çocuklar nesneye yaklaştığında “sıcak” nesneden uzaklaştığında ise “soğuk” diyerek yönlendirirler. Ebe nesneyi bulunca kendi istediği birisini ebe seçer. Ebeye beli bir süre verilerek de oynanabilir. Büyük çocuklarda aynı anda saklanan nesnelerin sayısı arttırılabilir.

Çocuğa Neler Kazandırır:Mesafe algısı, dikkat ve yönergeleri değerlendirip sonuca ulaşma becerilerini geliştirir.

3) YATTI KABAK, KALKTI PATLICAN

Hangi Yaş Grubu için Uygundur: 4 yaş ve üzeri

Kaç Kişi ile Oynanır: 5 kişi ve üzeri

Oynamak için Neler Gerekir: Materyal gerekmez.

Nasıl Oynanır: Kalabalık grupla oynanan eğlenceli bir oyundur. En az beş kişiyle oynanabilen bu oyunda herkesin komik özel bir adı olur. Örneğin oyunculardan birinin adı kabak, ikincinin patlıcan, üçüncünün havuç, dördüncün fasulye, beşincinin salatalık olabilir. Diyelim ki oyunu Kabak başlattı. Öbür oyuncular dizüstü oturmuş, başlarını yere dayamıştır.  Kabak arkadaşlarının birinin örneğin patlıcanın adını söyler. “Yattı kabak, kalktı patlıcan” der.  Patlıcan başını kaldırırken kabak başını yere dayar. Bu kez Patlıcan, “Yattı patlıcan, kalktı havuç” der. Gittikçe oyun hızlanır.

Çocuğa Neler Kazandırır:Dikkat ve kaba motor becerilerini geliştirir.

4) UÇTU UÇTU, KUŞ UÇTU

Hangi Yaş Grubu için Uygundur: 4 yaş ve üzeri

Kaç Kişi ile Oynanır: 5 kişi ve üzeri

Oynamak için Neler Gerekir: Materyal gerekmez.

Nasıl Oynanır: Bu oyun evlerde, sınıflarda oynanabilen bir oyundur. Oyuncular halkalanıp bir masanın çevresinde otururlar. Oyunun ebesi seçilir ve ebe tüm çocukların karşısında yer alır. Ebe, “Uçtu uçtu kuş uçtu!” diyerek parmağını havaya kaldırır. Ebe uçabilen bir şey söylediği için herkesin parmağını kaldırması gerekir. Ebe, bir de uçamayan bir şey örneğin tavuğu söyleyip,  “Uçtu uçtu tavuk uçtu!” diye bağırarak parmağını havaya kaldırır.  Ancak tavuk uçmadığı için diğer oyuncuların parmağını kaldırmaması gerekir. Oyunda yanılıp da parmağını kaldıran oyuncu oyun dışı kalır.  Çocuğa Neler Kazandırır: Dikkat becerisini geliştirir.

5) BOM-FİZ!

Hangi Yaş Grubu için Uygundur: 10 yaş ve üzeri

Kaç Kişi ile Oynanır: 2 kişi veya üzeri

Oynamak için Neler Gerekir: Materyal gerekmez.

Nasıl Oynanır: Oyuncular halka halinde dizilirler. İçlerinden biri “1” diye saymaya başlar, yanındaki oyuncu “2”, onun yanındaki “3” şeklinde saymaya devam ederler. 5’e gelen oyuncu “BOM” der. Oyun kuralı gereği 5 ve 10’un katlarında BOM denir. 6 sayısından sonra ise 7’ye “FİZ” denir. Kural gereği 7, 14, 21, 28 gibi 7’nin katlarında “FİZ” denir. Örneğin, “1-2-3-4-BOM-6-FİZ-8-9-BOM,11, 12, 13, FİZ…” şeklinde devam eder. Oyunda dikkat edilmesi gereken en önemli nokta; 5 ve 7’nin ortak katları olan sayılarda (yani 35, 70, 105 gibi)  “BOM-FİZ” denilmesidir. “BOM”, “FİZ” veya “BOM-FİZ”   demek yerine sayısının kendisini söyleyen oyuncu yanar ve oyundan çıkar. Oyuna 1’den başlayarak 100 kadar devam edilebilir. İstenilirse daha yukarı sayılara kadar oynanabilir.

Çocuğa Neler Kazandırır:Dikkat ve işlem yapabilme becerilerini geliştirir.

6) ARTAN BENZETMECE

Hangi Yaş Grubu için Uygundur: 10 yaş ve üzeri

Kaç Kişi ile Oynanır: 2 kişi

Oynamak için Neler Gerekir: Materyal gerekmez.

Nasıl Oynanır: Bu oyun, klasik benzetmece oyununun temel kurallarını içerir. Yani son harf ile oyuncular birbirini başka bir nesneye, isme veya hayvana benzetir. İlk oyunca seni “Oka benzettim” derse diğer oyuncu ok, “k” ile bittiği için “k” ile başlayan bir şey seçer ve rakibini ona benzetir. “Ben de seni kediye” benzettim diyebilir. Diğer oyuncu bu sefer rakibini kesinin son harfi olan “i” ile bir şeye benzetir.  Artan benzetmece oyunundaki  fark, oyuna en düşük harf sayısındaki kelime ile başlanmasıdır. Meselâ iki harfli ‘Ok’ kelimesinden başladık diyelim. Bir sonraki kelime ‘K’ harfi ile başlayacak ve üç harfli olacaktır. Meselâ ‘Koç’ söylenebilir. Bu sefer de ‘Ç’ ile başlayacak dört harfli bir kelime söylenmelidir. Meselâ ‘Çıra’ kelimesini söyleyebiliriz. Oyun, en fazla harfli kelimeye ulaşıncaya kadar devam eder. Yine klasik benzetmece oyunundaki gibi sonu ‘Ğ’ harfi ile biten kelime söyleyen oyunu kazandığı gibi ulaşılan harf sayısına uygun kelime bulamayan oyunu kaybeder.

Çocuğa Neler Kazandırır: Hızlı ve çeşitli düşünmeyi geliştirir.

7) SESLİ HARF DEĞİŞTİRMECE

Hangi Yaş Grubu için Uygundur: 8 yaş ve üzeri

Kaç Kişi ile Oynanır: 2 kişi

Oynamak için Neler Gerekir: Materyal gerekmez.

Nasıl Oynanır: Bu oyunda günlük hayatımızda kullanılan kelimelerdeki sesli harfler seçilen başka bir sesli harfle söylenmeye çalışılır. Meselâ, oyunculardan birinden haftanın günlerini sadece ‘e’ sesli harfini kullanarak sayması istenir. Doğru söyleyip söyleyemediği kontrol edilir. Yani oyuncunun Pazartesi kelimesini Pezertese, Salı’yı Sele, Çarşamba’yı Çerşembe gibi söylemesi gerekir. Bu oyunda yılın ayları, sebzeler veya başka kelime grupları kullanılabilir.

Çocuğa Neler Kazandırır: Hızlı ve çeşitli düşünme becerilerini geliştirir.

8) DEVE-CÜCE

Hangi Yaş Grubu için Uygundur: 4 yaş ve üzeri

Kaç Kişi ile Oynanır:  2 kişi ve üzeri

Oynamak için Neler Gerekir: Materyal gerekmez.

Nasıl Oynanır:Oyunu yönetecek kişi çocukları karşısına toplar. Oyuncular ayakta durur. Yöneticinin  ‘Deve’ dediğinde çocukların ayakta durması, ‘Cüce’ dediğinde ise çömelmesi gerekir. Bu yönergeleri verirken zaman zaman yönetici ‘Deve’ komutunu verdiğinde çömelerek karşısındaki çocukları yanıltmaya çalışır. Yönergenin tersini yapan oyuncu oyun dışı kalır. En son kalan çocuk oyunu kazanır.

Çocuğa Neler Kazandırır: Kaba motor becerilerini geliştirir.

9) DİKKAT, DİKKAT!

Hangi Yaş Grubu için Uygundur: 6 yaş ve üzeri

Kaç Kişi ile Oynanır:  2 kişi

Oynamak için Neler Gerekir: Materyal gerekmez

Nasıl Oynanır:Bu oyunda amaç çocukla birlikte hikâye kurgulamaktır. Bunun için oyunu oynayacağımız çocuktan ilk önce yer, zaman ve bir kahraman seçmesi istenir. Çocuk “evde olsun”, “gece, yaz, kış olsun”, “kahramanı bir aslan olsun” diyebilir. Bundan sonra yetişkin bunların içinde yer aldığı bir hikaye başlatır. Çocuktan hikâyeyi dikkatli bir şekilde takip etmesi istenir. Hikâyenin sonunda konunun içinden bazı sorular sorulacağı, doğru cevaplar vermesi gerektiği söylenir. Yetişkin, çocuğun seçtiği yer, zaman ve kahraman le birlikte hikâyenin girişini yapar. “Bir varmış bir yokmuş mevsimlerden yazmış. Evde yaşayan bir aslan varmış” gibi. Daha sonra çocuk hikâyeyi devam ettirir. Zaman zaman yetişkin hikâyeyi zenginleştirecek (hayvanlara, yerlere isim verdirerek, yeni kahramanlar, renkler ekleyerek) katılımlarda bulunabilir. Belli bir yerden sonra hikâye sonlandırılır. Ve çocuğa hikaye ile ilgili sorular sorulur. Meselâ; hikâyede hayvanlar varsa onların sayısı, birden fazla çocuk varsa onların isimleri, kıyafet renkleri gibi sorular sorulabilir.

Çocuğa Neler Kazandırır: Hayal gücünü ve dikkati geliştirir.

10) SELAM SÖYLE

Hangi Yaş Grubu için Uygundur: 10 yaş ve üzeri

Kaç Kişi ile Oynanır: 5 kişi ve üzeri

Oynamak için Neler Gerekir: Materyal gerekmez

Nasıl Oynanır: Oyuna başlamak için oyuncular halka olur.  Her şeyden önce oyuncuların kendilerine komik birer isim seçmesi gerekir. Bu isimler şunlar olabilir: Neettin, Ayıbettin, Kaybettin, Söylettin, Kaçıverdin.  Herkes adını seçtikten sonra kendini tanıtır. Arkadaşlarının adını iyice öğrenmesine yardımcı olur.  Oyun düzenli olarak, kendinden bir önceki kişi ile kendisinden sonra gelenle ondan sonra gelenin adı söylenerek oynanır. Diyelim ki oyunu Neetin isimli oyuncu başlatıyor. Oyunu başlatan sağındakine adıyla seslenir:

– Ayıbettin efendi (veya hanımefendi de olabilir)

– Efendiiim

– Kaybettin efendiye söyle Kaçıverdin efendinin (solundakinin adını söylüyor) ona selamı varmış.
SözAyıbettin’de:
-Kaybettinefendi!
-Efendiiim.
– Söylettin efendiye söyle, Neettin Efendi’nin ona selamı varmış.

Oyun yanlışlar yapıldıkça gülüşerek, yanlışlar düzeltilerek devam eder.  Biraz sonra artık herkes birbirinin adını öğrenmiş olacağından oyun yanlışsız olarak eğlenceli bir şekilde turlanır.

Çocuğa Neler Kazandırır: Dikkat ve hafıza becerilerini geliştirir.

* pedagojidernegi.com’den alıntıdır

facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail
Read More

Yemek yeme

Çocukluk döneminde elde edilen temel alışkanlıklardan biri de yemek yemedir. Ne yazık ki bu temel alışkanlık, bazı hatalı tutum ve kaygılı yaklaşım nedeniyle çocukta bir inatlaşma ile başlayan yemek yememe problemine dönüşebilmektedir. Özellikle anneler çocuklarının aç kalma kaygısı ve endişesi ile baskıcı ve zorlayıcı davranışları nedeniyle durumun krize dönüşmesine sebep olabilmektedir. Bir süre için geçici olabilecek yemek yeme sorunu kalıcı bir probleme dönüştüğünde hem çocuk açısından hem de aile açısından kendini tekrarlayan çaresizlik hali yaşanabilmektedir.

öncelikle çocuğun yemek yemeye karşı direncinin dikkate alınmamasında fayda vardır. Bu geçici bir durumdur. Ancak annenin olmazsa olmaz, mutlaka yemek yenmeli tavrı direncin artmasına neden olur. Yemek yeme düzeni oluşturulmalı, günde üç öğün esas alınmalı, ara öğünlerden kaçınılmalıdır. Özellikle arada yenen abur cubur çocuğun iştahını kesmekle kalmaz, tat olarak daha cazip olduğu için ısrara neden olur. Kimi zaman da tek çeşit yemek yeme alışkanlığı örneğin sadece börek, köfte, makarna, pilav vb. yiyeceklerin çocuk tarafından talep edilmesi, ailenin de aman yeter ki yesin yaklaşımı durumun pekişmesine sebeplerdir.

Öğünlerinize her hafta yeni bir gıda ekleyin. Önce tadına bakmasını isteyin. Israrcı ve baskıcı olmayın. Kendi tercihine saygı göstermekte fayda vardır.

ekim-2012-bebek-4-resim-1Çocukta yemek yeme arzusunun oluşmasında etkili 3 önemli faktör; birincisi çocuğun yemek yediği yer, ikincisi yemek yediren kişinin tutumu ve üçüncüsü yemeğin kendisidir. Bu üç faktörün doğru yönlendirilmesi halinde yemek yeme davranışı çocuğa kazandırılmış olur. Bununla beraber ailenin yemek yeme tavrının çocuğa geçtiği unutulmamalıdır. Çocuklar her davranışı kopyaladıkları gibi bu konuda da taklit ederek öğrenirler ve davranışlarına şekil verirler.

Eğer;

  • Aile bireylerinden biri ya da bir kaçı aşırı seçici ve yanlış yeme alışkanlığına sahipse (abur cubur tüketimi vb…),
  • Yemek ortamı bir mücadelenin başlangıcı gibi değerlendiriliyorsa,
  • Ailenin yemek yeme disiplini yoksa,
  • Çocuğun yemek yememesi dünyanın sonu gibi algılanıyorsa,

Çocuğun bu durumu bir fırsat bilmesi ve inatlaşması kaçınılmazdır.

Kaygınızı kontrol altına alın. Çünkü kaygı bulaşır. Sizdeki kaygıyı çocuğunuz hisseder. Çocuğunuz kusma, ağzında yemek tutma davranışları gösteriyorsa size tepki gösteriyor demektir.

Çocuğa yemek yeme alışkanlığı kazandırmak için neler yapmalı veya yapmamalı?

  • Yemek yerken TV izletme alışkanlığı varsa bırakılmalı; çocuk yemek yerken yediği nesneye değil TV’daki bir görüntüye dikkat kesilir. Dolayısıyla yemek yeme işlevini öğrenemez. Bunun yerine yemek yedirirken yemekle ilgili veya çocuğun ilgilisini çeken bir hikaye anlatmak onunla sohbet etmek daha iyi sonuçlar verir.
  • Yemek yerken çocuğun sabit bir yerde olmasına, yemek yenen yerin belirli olmasına dikkat edin. Tıpkı uyku için yatağa yatılması gerektiği gibi, yıkanmak için banyoda bulunulması gerektiği gibi yemek için de sabit bir yemek alanının oluşturulması gereklidir.
  • Yemek yeme için bir süre verin. Yemeğin uzaması veya çok kısa tutulmamasına dikkat edin. Yemek yeme bir oyun yeri değildir, bunu çocuğunuza anlatın.
  • Çocuğunuz büyüdükçe birlikte yemeyi hazırlamaya dikkat edin. İlgisini çekmek işe yarar.
  • Öğünlerinize her hafta yeni bir gıda ekleyin. Önce tadına bakmasını isteyin. Israrcı ve baskıcı olmayın. Kendi tercihine saygı göstermekte fayda vardır.
  • Abur cubur besinleri yemek sonrası bir kabul olarak verebilirsiniz. Yemeği şartlı davranış olmaktan çıkarın. “Eğer yersen bunu yiyebilirsin” gibi şartlı yönlendirmeler yerine, “yemeğimizi yediğimizde üzerine tatlı olarak veya kendimizi iyi hissetmek için, kendimizi daha da sevmek için, kendimizi şımartmak için” diye cümleler kurmak daha yararlıdır.
  • Kaygınızı kontrol altına alın. Çünkü kaygı bulaşır. Sizdeki kaygıyı çocuğunuz hisseder. Çocuğunuz kusma, ağzında yemek tutma davranışları gösteriyorsa size tepki gösteriyor demektir.
  • Yemek bir cezalandırma yeri değildir. Yemeği ceza olarak kullanmayın. Bunu yemezsen şunu yiyemezsin demeyin. Çocuğun ilerideki yeme davranışını olumsuz etkiler.

Pedagog Nur KURTULUŞ KAHYALAR

facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail
Read More

Baba ve Çocuk

Çocukbaba buyuk gelişiminde ağırlıklı olarak anneden bahsedilir. Annenin çocuk gelişimindeki önemli rolü üzerine konuşulur, yazılır. Babalar daha arka planda kalır ve destek rolündedir.
Çocuğun gelişim süreci açısından bakıldığında ise, yeterli özgüven, sosyal ilişki becerisi, özdisiplin ve cinsiyet rollerinin belirlenmesi konularında babanın varlığı tartışılmazdır.
Yüzyılımız geleneksel anlayışına göre, sadece annenin çocuk büyütme rolüne sahip olduğunu kabullenmek yerine, babanın da çocuğun bakım ve gelişiminde önemli görev ve sorumluluklar üstlendiği gözlenmektedir. Klasik anlayışta daha mesafeli ve uzak olan baba yerine, sorumlulukları paylaşan, duygularını gösteren, çocuklarıyla daha çok zaman geçiren, sosyal beceriler kazandıran, onlarla daha çok şey paylaşmaya özen gösteren babalar dikkat çekmeye başlamıştır. Bir rol modeli olarak baba, hem kız hem erkek çocuk için önem taşır. Anneler çocukların duygusal gelişimini beslerken, babalar sosyal gelişim ve sosyal hayat ilişkilerini düzenler.

Anne baba ilişkisi bir dengedir. Çocuklar tutarlı, dengeli, iletişimi güçlü ailede sağlıklı gelişir ve olumlu değişimleri yaşarlar. Bu sebeple babalık rolünü yerine getirmek, çocuğun psikolojik gelişimini desteklemek açısından önemli ve gereklidir.

father_son_haircutYapılan araştırmalar okul başarısının baba figürü ile kurulmuş olan sağlıklı ilişkisine dikkat çeker. Araştırmalarda, baba ile sağlıklı ilişki geliştiren, baba sevgisi ve ilgisi gören çocuklar, sosyal ilişkilerde uyumlu, akademik başarısı daha yüksek ve kendisiyle barışık bireyler olarak gözlemlenmiştir. Babanın tutarlı, açık iletişime sahip bir yaklaşım içinde olması, çocuğun olumlu tavırlar geliştirmesinde etkilidir. Babanın koruyuculuğu ve destekleyen tutumu çocuğa güven verir. Yine yapılan araştırmalar, babalarının yakın ilgisiyle büyüyen çocukların genelde kendilerini ifade etme becerilerinde ve iletişim kurabilmede daha olumlu ve aktif olduğunu göstermiştir.

Baba olarak çocuğunuzla kaliteli zaman geçirmek için neler yapabilirsiniz?

• Babalar, tek başınıza çocuklarınızla zaman geçirebilirsiniz. Yapılan gözlem ve değerlendirmeler, anne veya babanın tek başına çocukla kaldıklarında çok daha etkili iletişim içinde olduklarını ve çocuklarıyla daha tatmin edici zaman geçirdiklerini aktarmıştır.
• Çocuğunuzla hafta sonu planlarını birlikte yapabilirsiniz. Çocuğunuzun cinsiyetine göre tiyatro, sinema, oyun evi, oynanacak oyunların seçimi, maça gitmek vs. tercih edebilirsiniz.
• Bazı ev sorumluluklarını birlikte yerine getirebilirsiniz. Birlikte alışverişe çıkmak, sofra kurulmasına yardım etmek gibi…
• Babalar genellikle zaman ayırma sorunu yaşamaktan ziyade çocuklarıyla nasıl vakit geçireceklerini bilemeyebilirler. Bu konuda bir uzmandan destek alabilirsiniz veya çocuğun cinsiyetine göre oyun arkadaşlığı yapabilirsiniz.
• Baba çocuk ilişkisinde anneden zaman zaman destek almaktan çekinmemek yerinde olur. Anne baba olarak doğmadığımız kesindir. Anne baba olmak öğrenilebilir. Bunun için eşlerin birbirlerine verecekleri destek önem taşır.
• Babaların çocukların ev ödevlerine yardım edebilir, okulda yaşadıkları problemlerden haberdar olarak bilgi alış verişinde bulunabilir, okul toplantılarına katılabilirsiniz. Böylelikle çocuğunuzun anne kadar babanın da kendi yaşamında etkili olduğunu anlamasına fırsat verebilirsiniz.

Anne baba ilişkisi bir dengedir. Çocuklar tutarlı, dengeli, iletişimi güçlü ailede sağlıklı gelişir ve olumlu değişimleri yaşarlar. Bu sebeple babalık rolünü yerine getirmek, çocuğun psikolojik gelişimini desteklemek açısından önemli ve gereklidir.

Pedagog Nur KURTULUŞ KAHYALAR

facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail
Read More

Öfke

ofke-kontrol

Anne babaların sıklıkla sorduğu soruların başında çocuğun öfkesi ile baş etmede yaşanan güçlükler gelmektedir. Çocukta öfkenin nedenleri farklı sebeplere dayanabilmektedir. Çocukların çoğunluğu engellenme davranışı ile karşılaştıklarında ve yapmak istediklerini yapamadıklarında veya istekleri hemen gerçekleşmediğinde öfkelenir. İki yaşındaki öfke daha güçlüdür, içgüdüseldir. Çocuğun yaşı arttıkça bilinçlenen ve belirli davranışları kasıtlı yapmayı öğrenen çocuk, kendisine ait sınırları çizilmemiş ise, öfkesini bir tehdit olarak kullanabilir. Öfke ile beraber gelişen saldırgan tutum karşısında ise anne baba, nasıl bir tavır sergilemesi gerektiği konusunda çaresiz hissedebilir.

Öfke ile başa çıkabilmede çocuklarımıza öğretmemiz gerekenlerin başında bunu uygun, sağlıklı bir şekilde hissetmesine fırsat vermektir.

Öncelikle bilinmesi gereken öfkenin bir duygusal tepki olduğudur. Öfke, doğal bir duygudur. Bununla beraber yıkıcı bir duygu olarak sağlıksız bir şekilde dışlaştırılmasında izin verilmesi konusunda dikkat edilmesi gereklidir. Öfke kontrol edilmediğinde yıkıcı sonuçlara neden olabilir. Öfkenin nedenini anlamak kontrol edilmesini sağlamak için gereklidir.

Öfke davranışı içsel bir nedene dayanabilir bununla beraber çevrede bu davranışı tetikleyen rol modelinin olması öfkenin canlı kalmasına sebep olur. Kimi zaman anne babalar farkında olmadıkları bir model olabilir. Çocuklar anne babalarını doğdukları andan itibaren model alır. Yine izlenen tv çizgi filmleri karakterlerinin veya İ pad oyunlarının içeriğinin saldırgan öğeler taşıması çocuğu olumsuz etkiler. Çünkü çocuklar hayal ile gerçek arasındaki ayırımın farkında değillerdir. Yaşadıkları her olayı bir kahramanlık öyküsü olarak zihinlerinde rahatlıkla canlandırabilir, zihinlerindeki hayal gücünü gerçek varsayarak yaşamış gibi anlatabilirler.

Ö1014866_620x413fke ile başa çıkabilmede çocuklarımıza öğretmemiz gerekenlerin başında bunu uygun, sağlıklı bir şekilde hissetmesine fırsat vermektir. Saldırganlığa dönüşmeden konuşarak, kendisini ifade ederek duygusunu dışlaştırmak uygun olur. İkinci adım olarak öfke duyduğu konu ile ilgili çözüme yönlendirmek fayda sağlar. Öfke başlangıcında kontrolsüz bir duygu gibi algılanabilir. Bu duyguyu şiddetle dışa vurmadan ifade etmek ailede anne ve babanın çocuğu doğru yönlendirmesi ile mümkündür. Çocuklar yaş aldıkça kontrolü öğrenir, durup düşünerek hareket etme becerisi zamanla gelişir. Yapılması en uygun davranış konuşmaya teşvik etmektir. Siz sakin ve anlayan ifadelerle onunla konuştukça sakinleştiğini gözlemleyebilirsiniz. Aksi durumda yalnız kalmasına izin vermek ve düşünmesi için zaman tanımak yerinde olur. Özellikle 3-6 yaş arası çocuklar kimi zaman öfkeyi dikkat çekme davranışı olarak kullanma eğilimindedir. Öfke duyduğu konunun içeriğine bağlı olarak dikkat çekme davranışı olup olmadığını anlamanız mümkündür.

Sonuç olarak duygularımızla yaşarız. Öfke de bir duygudur. Önemli olan bu duyguyu nasıl aktaracağı konusunda çocuğa kılavuzluk etmek ve duyguyu açığa vurarak rahatlamasını sağlamaktır.

Pedagog Şemsi Nur KAHYALAR

facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail
Read More