Mesai Saatleri : Pazar hariç, 09:30 - 19:30 arasıdır
  İletişim : 0 242 318 00 81 - 0 542 284 36 22

All Posts Tagged: aile

Öfke

ofke-kontrol

Anne babaların sıklıkla sorduğu soruların başında çocuğun öfkesi ile baş etmede yaşanan güçlükler gelmektedir. Çocukta öfkenin nedenleri farklı sebeplere dayanabilmektedir. Çocukların çoğunluğu engellenme davranışı ile karşılaştıklarında ve yapmak istediklerini yapamadıklarında veya istekleri hemen gerçekleşmediğinde öfkelenir. İki yaşındaki öfke daha güçlüdür, içgüdüseldir. Çocuğun yaşı arttıkça bilinçlenen ve belirli davranışları kasıtlı yapmayı öğrenen çocuk, kendisine ait sınırları çizilmemiş ise, öfkesini bir tehdit olarak kullanabilir. Öfke ile beraber gelişen saldırgan tutum karşısında ise anne baba, nasıl bir tavır sergilemesi gerektiği konusunda çaresiz hissedebilir.

Öfke ile başa çıkabilmede çocuklarımıza öğretmemiz gerekenlerin başında bunu uygun, sağlıklı bir şekilde hissetmesine fırsat vermektir.

Öncelikle bilinmesi gereken öfkenin bir duygusal tepki olduğudur. Öfke, doğal bir duygudur. Bununla beraber yıkıcı bir duygu olarak sağlıksız bir şekilde dışlaştırılmasında izin verilmesi konusunda dikkat edilmesi gereklidir. Öfke kontrol edilmediğinde yıkıcı sonuçlara neden olabilir. Öfkenin nedenini anlamak kontrol edilmesini sağlamak için gereklidir.

Öfke davranışı içsel bir nedene dayanabilir bununla beraber çevrede bu davranışı tetikleyen rol modelinin olması öfkenin canlı kalmasına sebep olur. Kimi zaman anne babalar farkında olmadıkları bir model olabilir. Çocuklar anne babalarını doğdukları andan itibaren model alır. Yine izlenen tv çizgi filmleri karakterlerinin veya İ pad oyunlarının içeriğinin saldırgan öğeler taşıması çocuğu olumsuz etkiler. Çünkü çocuklar hayal ile gerçek arasındaki ayırımın farkında değillerdir. Yaşadıkları her olayı bir kahramanlık öyküsü olarak zihinlerinde rahatlıkla canlandırabilir, zihinlerindeki hayal gücünü gerçek varsayarak yaşamış gibi anlatabilirler.

Ö1014866_620x413fke ile başa çıkabilmede çocuklarımıza öğretmemiz gerekenlerin başında bunu uygun, sağlıklı bir şekilde hissetmesine fırsat vermektir. Saldırganlığa dönüşmeden konuşarak, kendisini ifade ederek duygusunu dışlaştırmak uygun olur. İkinci adım olarak öfke duyduğu konu ile ilgili çözüme yönlendirmek fayda sağlar. Öfke başlangıcında kontrolsüz bir duygu gibi algılanabilir. Bu duyguyu şiddetle dışa vurmadan ifade etmek ailede anne ve babanın çocuğu doğru yönlendirmesi ile mümkündür. Çocuklar yaş aldıkça kontrolü öğrenir, durup düşünerek hareket etme becerisi zamanla gelişir. Yapılması en uygun davranış konuşmaya teşvik etmektir. Siz sakin ve anlayan ifadelerle onunla konuştukça sakinleştiğini gözlemleyebilirsiniz. Aksi durumda yalnız kalmasına izin vermek ve düşünmesi için zaman tanımak yerinde olur. Özellikle 3-6 yaş arası çocuklar kimi zaman öfkeyi dikkat çekme davranışı olarak kullanma eğilimindedir. Öfke duyduğu konunun içeriğine bağlı olarak dikkat çekme davranışı olup olmadığını anlamanız mümkündür.

Sonuç olarak duygularımızla yaşarız. Öfke de bir duygudur. Önemli olan bu duyguyu nasıl aktaracağı konusunda çocuğa kılavuzluk etmek ve duyguyu açığa vurarak rahatlamasını sağlamaktır.

Pedagog Şemsi Nur KAHYALAR

facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail
Read More

Okul demek…

okul-demekHer çocuğun Ilk yaşadığı okul heyecanı unutulmazdır. Büyüktür onlar için, kocaınandır, yenidir. Okulda başka çocuklar da olur, evde olmadığı kadar çok çeşit çeşit oyuncaklarla doludur okul. Hele birisi vardır ki hep onunla ilgilenir, sıcaklığını, sevgisini yaşar. Adının öğretmen olduğunu öğrenir. İlle de öğretmendir artık en geçerli ve doğru bilgiye sahip olan. Sözü dinlenir, kuralları, istekleri eve taşınır. Altında tek bir itici güç vardır, koca bir sevgidir bu. Alışverişi güçlü, içten bir ilişki doğar öğretmen öğrenci arasında.. Artık okul demek öğretmen demektir çocuk için, okul demek arkadaşlar demektir, okul demek aşçı teyzenin lezzetli yemekleridir, okul demek bahçede oyun oynamaktır, okul demek arabayı o gün okul bahçesinde süremediğinde evde anlatmaktır, okul demek akşam koşa koşa anne babanın kucağına atlamaktır… O kadar benimser çocuklar, zaman ilerledikçe okulu.

ÇOCUK İÇİN OKULUN ANLAMINI, ONA HİSSETTİRDİĞİ OLUMLU DUYGULARDAN ANLARIZ. HER NE KADAR EV KONFORUNU ARAMALARI TÜKENMESE DE TADINA VARDIKLARI ANDAN İTİBAREN OKUL SEVGİSİ DAİMDİR ONLAR İÇİN. BU NEDENLE OKULLARIN, ÇOCUKLARIN YAŞAMINDAKİ EN TEMEL DENEYİMLERDEN VE KAZANIMLARDAN BİRİ OLDUĞUNU UNUTMAMAK GEREKİR.

Biz Elele Anaokulu olarak, bu anlayış ve bilinçle hareket ediyoruz. Çoculdanmıza hatıralannda kalıcı ve zevkli deneyimler kazandımıayı önemsiyoruz. Oyun oynamaktan doyduldan, oynarken öğrendikleri, eğrenirken eğlendilderi her türlü faaliyette olumlu davranış izlerini ileriki yıllara taşımalarını hedefliyoruz. Biliyoruz ki, çocuklar temel merak dürtüsü ile doğar. Meraktan teşvik edilen çocuklar öğrenme hızlarını kaybetmezler. öğrenme, bir çocuğun yine en temel ihtiyaçlarındandır. Bir çocuğun ihtiyaçlarının doğru karşılanması yaşayacağı tatmin açısından önemlidir. Bu nedenle eğitim programımız çocukların öğrenme ihtiyaçlarını fark etmek ve doğru yönlendirmek üzerine kuruludur. Eğitimin ölçülebildiği tek durum davranışlardır. Biz çocuklarımızın alışkanlıklar ve davranışlarındaki gelişimleri takip ederek ailelerimizi bilgilendiriyonız. Yapıcı ve katılımlı uygulamalarla işbirliği içinde ailelerimizle hareket etme fırsatını yakalıyoruz. Bir eğitim kurumu olduğumuzu ve ıskalanmaması gereken bir dönemde çocukla­nmızla beraber uzun bir yolun ilk adımlarını attığımızı çok iyi biliyoruz.

facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail
Read More

Şimdi Okullu Olduk

okul-oncesi-banner

Anne baba için çocukları daha “bebektir”, bununla beraber sosyalleşmesi, daha olumlu davranışları kazanması için okulun gerekli olduğu fikri mevcuttur. Aslında bir yandan başlangıcın şart olduğu düşünülürken diğer yan­dan büyümediği inancı vardır. Oysa çocukların  doğduğu andan itibaren büyüdüğünü söyleyen Elele Okul Öncesi Eğitim Merkezi’nin Kurucusu Pedagog Şemsi Nur Kurtuluş anne babalar için okul öncesinde dikkat edilmesi gereken konulara değindi.

Çocuğunuz okula başladığında;

  • Emin misiniz? Kararlı mısınız? Bu sorular gelen ailelere sorduğumuz ilk sorulardır. Çünkü siz ne kadar kararlı ve net iseniz çocuğunuz için o kadar doğru başlangıç yaparsınız. Emin olamadığınız her durumda çocuğunuz bunu hissedeceği için eksiden başlamak kaçınılmaz olur.
  • Çocuğunuzu yeni bir deneyim için cesaretlendirmesi gereklidir. Okul ilk temel deneyimlerden biridir.
  • Çocuğun bağımsız kişilik geliştirebilmesini, bir birey olduğunu, beceri ve kabiliyetlerinin oldu­ğunu fark etmesini sağlayan okul ortamı, güven duygusunu olumlu yönde geliştirir. Bu sebeple okul seçiminde dikkatli olmak yerinde olur.
  • Çocuklar okulun ilk günlerinde okula gitmede direnme, arkadaşlarını kabullenmeme, ağlama tepkileri verir.Bu durumda sakin, onu anladığınızı belirten ve cesaretini destekleyen yaklaşım içinde olmanız önemlidir.
  • Kimi zaman sorun okula başlamakta ilgili olmayabilir. Anne çocuk arasında “bağımlı ilişki”, annenin de aslında çocuğa “bağımlı” olması gözlemlenebilmektedir. Bu durumda kabullenme ve çocuğunuz için iyi ve doğru bir eylemde olduğu­nuz düşüncesini korumanızda fayda vardır.
  • Anne babanın kaygılı ve güvensiz yapısı okula başlama sürecini olumsuz etkiler. Kaygılarınızı başlangıçta yaşarken okul ile işbirliğine yönelmeniz alışmada kolaylık sağlar.
  • Annenin hamile olması veya kardeş doğumu çocuğun okula başlamasında isteksiz olmasına neden olabilir. Bu durumda yine kararlı olmanız gereklidir.
  • Çocuklar okula ilk başlandığında caydırma yöntemlerini anne baba üzerinde hızla ve etkili bir biçimde kullanır. Bu konuda aileler okul ile işbirli­ği içinde olursa bu dönemi rahatlıkla atlatabilir.
  • Okulun tecrübesin ve birikimine güvenmeniz yararlı olur. Şüpheyle ve kaygıyla hareket etmek yerine bilgilendiren ve güven sağlayan tutumlara teslim olmak alışma sürecini kolaylaştırır.
  • Okula başlama sürecinde çevrenin dedikle­ri yerine (anneanne, babaanne, komşu, vs…) çocuğunuzun oyun, sosyallik, gelişim ihtiyacına odaklanmanız ilerleyen yıllarda ne kadar doğru bir adım attığınızı size ispat eder.
  • Çocuğu okul öncesi yaşına gelmiş tüm ailelerin seçimlerinde başarılar dileriz.
facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail
Read More

Evde Kim Anne Baba?

resim11987 yılında İstanbul Üniversitesi Pedagoji Bölümü’nü kazandığımda, çok mutlu olmuştum.
Çocuk psikolojisi çok özel bir alandı ve konu çocuk olunca herkesçe “akan suların durduğu” bir konuydu.
Çocuğun ihtiyaçları, çocuğun karakteri, istekleri ve ihtiyaçları, davranışları, gelişimi ile ilgili sanki çocuk tek başına bunları halledermiş algısına sahiptim.
Ta ki daha ilk gün, üç ayrı bölüm profesörünün aynı şeyi söyleyerek dikkatimizi çekmesine kadar…
Şöyle dediler “Arkadaşlar ilerleyen zamanda bu mesleği elinize aldığınızda, size sorunlu çocuğu olduğunu söyleyen bir aile çocukla 10 dakika zaman geçirin, anne baba ile 1 saat! Sorun hiçbir zaman çocuktan kaynaklanamaz”. Gerçekten yıllarla beraber örnek olaylar ve gözlemlerle desteklenen bu sözlerin haklılığı ile hep karşılaştım.  Aile ortamı, anne baba ilişki bitimi, tutumları, çocuktan doğdukları andan itibaren temel şekillendiricidir.

Farklı anne baba tutumları 5 ana başlıkla değerlendirilir.
1. Aşırı baskılı otoriter tutum
2. Aşırı hoşgörülü tutum – Çocuk odaklı aile
3. Dengesiz ve kararsız tutum
4. Aşırı koruyucu tutum
5. Güven verici ve hoşgörülü tutum
Özellikle son 10 yıl içinde en sık rastladığım aşırı hoşgörülü tutum-çocuk odaklı aile yapısı oldu.
Anne baba çocuk üçgeninde sağlıklı iletişim, sevgi ve saygıya dayalı ilişkiyle mümkündür.
Yaşamın ilk yıllarından itibaren her türlü ihtiyacının karşılanmasında buyruk niteliği taşıyan bir beklenti ile büyüyen çocuklar,
ileri yıllarda kural tanımayan, ilişkilerde zorlanan, her dediklerinin yapılmasını bekleyen bireylere dönüşür.
Anne babalar gerek kendi nedenleriyle (annenin çalışıyor olması, çalışmıyorsa çocuk ile nasıl zaman geçireceğini bilmeme, yeterli zaman ayıramama,
sık seyahat eden ebeveynler, boşanmış aile vb…)gerekse kayıtsız şartsız çocuğa hak tanımaları nedeniyle sıklıkla çaresizlik duyguları içinde uzmanlara başvurmaktadır.
Oysa ki yapılan hatalarla, çocuğun kararların sık değiştiği ortam içinde olması, abartılı sevgi gösterisi içinde büyüyor olması, hazırcılık anlayışı,
evdeki otoritenin çocuk olması, onun “doyumsuz” bir yetişkin olmasına zemin hazırlar.
Çocukların evde otorite olması, kural koyucu haline dönüşmesi, anne baba rolünün çocuk ile yer değişmesine neden olur.
Karar veren artık çocuktur; nereye gidileceğine, ne yeneceğine, ne giyileceğine, ne zaman uyunacağına, o karar verir.
Çocuklara boyun eğen tavırlar sergileyen anne babalar çocuklarının evdeki egemenliklerini kabul etmiş kişilerdir.
Bu yapıdaki ailelerde çocuklar anne babalarına hükmeder ve çok az saygı gösterir.
Bu sebeple, evde kim anne baba sorusunun cevabında anne baba “biz değiliz” diyorsa, aile çocuk odaklı bir yapıya sahip demektir.

resim2 Hatırlatmada fayda var ki, çocukların birincil ihtiyacı bir anne ve babadır.
Çocuklar onları ölçülü seven, saygı duyan, dinleyen, destekleyen, ilgilenen, örnek olan, istek ve ihtiyaçlarına duyarlı anne babalara ihtiyaç duyar.
Aşırı şımartılan çocuklar doyumsuz istekleriyle sınırları zorlar ve gerekli sınırı çizmeyen ve karar almayan anne babayı yönlendirmede başarı sağlar.
Çocuklar anne babayı örnek alır, sağlıklı kurulan ve geliştirilen iletişim çocuğun davranış kalıplarını oluşturma ve geliştirmede esastır.
Evde karar mekanizması dengesinin bozulmaması önemlidir. Lütfen sorun kendinize:Ailede kim anne baba?
Bu yazıyı okuyan, okuyabilen anne babaların nasıl bir çocuk yetiştirdikleri hakkında kendilerini tekrar değerlendirmelerini dilerim.

Pedagog Şemsi Nur Kurtuluş KAHYALAR

facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail
Read More